Cinleri Tanımamızı Sağlayan 4 Önemli Özellik
CİNLER’in çok önemli birkaç özelliği vardır ki, bu hususlar mevzuyu dikkatle tetkik edenlerin asla gözünden kaçmaz.

CİNLER’de mantıksal bütmeşhurk yoktur.
CİNLER’de büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.
CİNLER’de kendini denetim mekanizması çok zayıftır.
CİNLER’de devamlı tekrarlar mevcuttur.
Hangi isim altında, dünyanın neresinde olursa olsun verdikleri tebliğlerde devamlı yukarıda saydığımız bu dört esası derhal müşâhede edebiliriz.

Şimdi bu dört hususu açıklamaya çalışalım:

1. CİNLERDE mantıksal kaide koşul yoktur

Eğer CİNLERDEN yahut kendi tanıtımlarına göre UZAYLILARDAN alınan bildiriler dikkatle tetkik edilecek olunursa, verilen konularda baştan sona mantıksal bir bütünlülük asla görülemez. Sürekli çelişkili beyânlar verilir. Bir yerde verilen beyân, bir başka yerde, ötekine ters düşer. Bunu kamufle etmek için de derhal bir yafta, bir kılıf sererler; “hepimiz sizi düşündürmek, sınav etmek, dikkatinizi ölçmek için bu çelişkileri koyuyoruz.”

Oysa, devamlı çelişki içindedirler. Bunun sebebi de “zekâ”ca güçlü olmalarına karşılık “akıl” yönünden bir hayli ölçülü yapıya sahip olmalarıdır. Pratik “zekâ” ile o an için o mevzuya bir çözüm getirebilirler, sadece “akıl” son derece sınırlı olduğundan, o anda buldukları çözüm kesinlikle bir süre evvel verdikleri bildirilere; yahut, bir süre sonra verecekleri bildirilere, son aşama ters düşerek, büyük bir çelişki oluşturacaktır.

2. CİNLERDE büyüklük duygusu aşırı gelişmiştir.

Burada bahsi geçen büyüklük, bir tek duygusal büyüklük, gurur kibir anlamında olmayıp; birimsel ve boyutsal anlamdadır aynı zamanda.

Bir taraftan kendilerini yeryüzünün yöneticileri olarak gösterip insanoğluı buna inandırmaya çalışırlarken; diğer taraftan da birimsel ve boyutsal büyüklüklerle düşünceleri allak – bullak edip, çaresiz hâle getirme çabaları içindedirler.

CİNLERİN, kendilerini UZAYLILAR diye tanıtarak verdikleri tebliğlere inanan insanların çok çok büyük bir kısmının, temelde İslâm fikir sistemi, Tasavvuf düşünce sistemi üzerine alt yapıları mevcut değildir. Bahsedilen konular üzerinde, Kur’ân’ın görüşü nedir, o mevzuda tanrı Rasûlü ne demiştir, hiç haberleri yoktur. Normal şartlarda mevzuşula gelenin çok değişiği olarak, bu bilgilere rastlanınca, hâliyle inanmaktadırlar… Üstelik…

CİNLER, bu kişilerin çoğunda halusinasyon türü, uzaylı – uzay gemili rüyalar yada uyanıklık halinde görülen imajlar da göstermektedirler ki, artık onlar için inanmaktan başkaca bir yol kalmamaktadır.

CİNLERİN insanoğluı kandırmada önemli bir taktiği de, ayrıca şu olmaktadır:

Her medyum topluluğu, hangi inançlarla bezenmiş ise, onlara kendi inançları doğrultusunda tebliğ verilmekte, sanki onlardanmış gibi kendilerini kabûl ettirmektedirler.

Meselâ dini ciddiye almayanlara, aynı şekilde; dinle ilgilenene aynı şekilde; tasavvufa meyli olana bir tasavvuf önderinin ismini kullanarak benzer biçimde.

3. CİNLERDE kendilerini kontrol mekanizması oldukça zayıftır

Bu sebepten ayarları çok kolaylıkla kayar ve mevzuşmalarında haddi aşarlar. Buna şayet tâbiri caiz ise “reostaları bozuktur” da denilebilir.

Kimi zaman Yaradanı yaradan, yüce güçler olurlar; bazen, tanrı’ı bedenleyip insanoğluın arasına yollarlar; kimi zaman evrenlerden büyük, yüce varlıklar olurlar; bazen de Rabbin itaatkâr kulları olarak, insanoğluı dinden ve tanrı Rasûlü’nden uzaklaştırıp kurtarmak! Için ellerinden geleni esirgemezler.

4. CİNLER’DE sürekli tekrarlar mevcuttur

İnsanlara devamlı tebliğler vererek, onlara kendilerinin üstünlüğünü kabûl ettirmeye çalışan CİNLER’de mevcut bulunan bir özellik de belirli kelimeleri devamlı yeniden eden cümleler kurmalarıdır.

Böylelikle:

İletişim kurulan medyumun bu tekrarlarla sanki tesbih çeker benzer biçimde beyninde bir sarahat oluşturularak, kendilerine daha fazla bağlanılmasını temin ederler.
Süre süre düşülen fikir tıkanıklıklarında, cümle tekrarları ile vakit kazanırlar.