Doğanın döngüleriyle iç içe geçmiş bir burç sistemi…

Böğürtlenin Olgunlaşma dönemi

[23 Temmuz – 22 Ağustos]

Bu köseyi hazırlama amacı alışılagelmiş burçlardan ve etkilerinden bahsetmek değil tersine doğayı gelişmiş bati medeniyetlerinden çok önceleri anlamış ve ona saygı göstererek yaşamlarını sürdürmüş olan Kızılderililer’in “Doğaya Uyum” felsefesini anlamaktır. Bu yazılardan öğrenecekleriniz Kızılderililerin yazı kullanmadan oluşturdukları takvimleri, ayları, günleri, tabiat ananın insan üzerindeki etkisiyle beraber rüzgar ve mevsimlerin değişiminin insan yaşamı üzerine etkileridir. Öncelikle “Şifa Çemberi”nin Kızılderililere ne ifade ettiğini ve hayatimizi etkileyen totemlerden ve aylardan bahsedeceğim.

Kızılderililer, tüm yaşamın bir çember çevreında döndüğünü düşünürlerdi. Onlar bu çembere saygı duyarlar ve onu hatırlamak için günlük hayatlarında sik sik ona başvururlardı. Çadırlarını, kulübelerini daire seklinde inşa edip, kamplarının daire seklinde kurarlardı. Toplantılarında herkes eşit haklara haiz eşit insanoğlu olarak bir daire oluşturarak otururdu.

Eğlencelerinde, dualarında, ayinlerinde daire seklinde dans ederler ve yuvarlak davullar çalarlardı. Dans ederken kollarını, ellerini semane kaldırarak göğü ve yeri kapsayan daireler çizerlerdi.

Yaşamı doğum – ölüm – tekrar doğumdan oluşan bir çember olarak görürlerdi. Değişik yaslarda, değişen enerjilerinin akışını sağlamak ve kendilerini geliştirmek için kendi yasam çemberlerini tanımayı ve saygı duymayı bilirlerdi. Böylece tüm yaratıkların ve yeryüzünün bir parçası bulunduğunu biliyorlardı.

Bu çemberi anlamak için, hep onun üstünde yüründüğünü düşünmek yeterlidir. Belirli bir noktada çembere girilir. Bu nokta insana bazı güçler sorumluluklar verir. Bu başlangıç noktası insanin dünyaya geldiğu ay tarafınca belirlenir. Değişik giriş noktaları değişik kabilelerin etkisi altında gerçekleşir.

Bu kabileler alışılagelmiş aile kabileleri değildir. Bunlar unsur kabileleridir, yalnızca insanin belli tabiat unsurlarıyla olan ilişkilerini belirler ve bunlar da durağan değildir. Çemberdeki hareket noktaları, semandeki Koruyucu Ruhların etkisi altındadır.

Şifa Çemberinin özü devinim ve değişimdir. Bu bilgiyi kazanan insanoğlu yasam içindeki hareket alanlarını geliştirmek isteyeceklerdir. Yasam çemberinde daha da ilerlemek insan doğasının değişik görüntüleriyle tanışmak isteyeceklerdir. İnsan kendi yaradılışı içinde tüm yönleri taşır, fakat bunları hissetmek için çemberdeki değişik noktalardan geçmesi gerekmektedir. Hiç kimse kendi başlangıç noktasını hayatındaki hataları için bir özür olarak gösteremez. Bunun telafisi çember üzerinde ilerleyerek bilgisini geliştirmekle mümkün olabilir. Bazen bu bilgi ve güç insanin içinde vardır.

Kimi zaman de insan bu bilgiyi bir hayvani seyrederek öğrenebilir. İnsan bilgiyi bir taşı, bitkiyi, rüzgârı, varolan tüm varlıkları ve doğayı izleyerek elde edebilir. Kızılderililerin bilgeliği de buradan gelir ve bizim de her şey için çok geç olmadan gözlerimizi doğaya ve onun düzenine dikmemiz lüzumlu. Ondan alacağımız çok ders var.
Aylar ve Totemler
doğduğu ay, insanoğlunun Şifa Çemberine giriş noktasını ve madenler – bitkiler – hayvanlar alemindeki başlangıç totemlerini belirler. Senenin ilk ayı olan “Toprağın Yenilenme devri”nde Güneş Baba, güneyden dönerek gelir ve Toprak Ana ile çocuklarını tekrar canlandırmaya baslar. Bu dehemmiyet, 22 Aralık geçmişine rastlayan kış – gündönümüne denk gelir. Bu ay şimal’in koruyucusu Waboose’nin ilk ayıdır. Onu “Dinlenme ve Arınma devri” ile “Büyük Fırtınalar dönemi” izler. Waboose’nin bu aylarında, geçmiş yılın gelişimi gözden geçirilir ve gelecek yılın gelişimi için hazırlık yapılır.

Bu ayları, Doğu’nun Koruyucu Ruhu Wabun’un ayları izler. Bu üç ay yeni gelişmenin, Güneş Baba’nın toprağı ısıtmasıyla beraber onları meyveye hazırladığı dönemdir. Wabun’un ilk ayı “Ağaçların Çiçeklenme dönemi”dir, genellikle 21 Mart’ta gece gündüz eşitliğiyle baslar. Wabun’un öteki ayları ise “Kurbağaların Dönüş devri” ve “Mısır Ekimi devri”dir. Bu aylar toprağın çocuklarının gelişmeye başladığı aydınlanma ve bilgelik aylarıdır.

Daha sonrasında, cenup’in Koruyucu Ruhu Shawnodese’nin ayları gelir. Bunlar her şeyin hızla geliştiği, toprağın çiçeklendiği ve yeni yılın ilk meyvelerinin göründüğü yıldır. “bol Güneşli Günler devri” Shawnodese’nin ilk ayıdır. Bu 21 Haziran’da yaz – gündönümünde baslar. Ondan sonra “Böğürtlenlerin Olgunlaşması” ve “Hasat” senelerı gelir. Bu, gelişim ve itimat mevsimidir. Bu mevsimde hızlı bir gelişim vardır ve gelecek üzerine düşünmeye vakit yoktur.

Güz Bati’nin Koruyucu Ruhu Mudjekeewis’in mevsimidir. Bu mevsimin ilk ayı olan “Yaban Ördekleri dönemi” ve “Karlı Günler dönemi” izler. Bu aylarda insan kendini dinler. Bu mevsimde insan içe dönerek geçmiş senenin değerlendirmesini yapıp tekrar güç toplar ve yenilenme mevsimine hazırlık yapar.

Her ayın madenler, bitkiler ve hayvanlar aleminde belli bir totemi (simgesi) vardır. Başlangıç toteminden insan hem kendisi, hem de yeryüzündeki öteki ilişkileri hakkında birçok şey öğrenebilir. İnsanlar kendilerine yasam boyu informasyon ve enerji veren totemlerine ilgi ve saygı göstermelidir.

İnsan, başka dinsel tören gölgesinde bulunduğunda o totemin belirli özelliklerini kazanabilir ve yeni şeyler öğrenebilir, tıpkı doğanın her ayrıntısından öğrenebileceği gibi…

İnsanlar, ayni ay ve totemden olsalar bile her vakit ayni özellikleri paylaşmazlar. Hepimiz, çemberi kendi hızında dolaşır. Şifa Çemberinin en önemli özelliği: yola idame etmek ve aslabir yerde sabit kalmamak, yoksa enerji akışı durur ve insan gelişemez…

23 Temmuz-22 Ağustos içinde dünyaya gelen insanoğluın, madenler alemindeki totemi demir ve gröna’dır.

Bu dönemde dünyaya gelen insanların, madenler alemindeki totemi demir ve gröna, bitkiler alemindeki totemi ahududu, hayvanlar alemindeki totemi mersinbaligidir. Uğurlu renkleri kırmızı, kabileleri Fırtına Kartalıdır.

Değerli taslardan gröna, fazlaca sert, reçine şeklinde parlayan kristalize bir silikat oluşumudur. Kırmızı, kahverengi, yeşil, sari, siyah ve beyaz renklerde 6 değişik türü bulunur. Koyu kırmızı ve eflatun renklerdeki almandin, altın sarisi ve kırmızımtırak sarı renk veren grosalar, koyu kırmızıdan siyaha kadar değişen pirop ve çoğu zaman kırmızı veya kahverengi tonlarda spesartindir. Şarap kırmızısı, sari, yeşil yahut siyah renkte olan demir – grönasına aplom yada melanit, cam parlaklığında ve açık yeşil renkteki krom – grönasina uvarovit denir.

Gröna kübik kristal seklindedir. Genellikle kireçtaşı, serpantin, peridot ve granitle çeşitli kristal bileşimi oluşturur. Grönaya bu minerallerin bulunduğu yerlerin yakınındaki ırmak yataklarında rastlanabilir. Karınca yuvalarının yakınında da bu tasa çok sik rastlanır, çünkü karıncalar grönaya antipati duyarlar ve görmüş oldukleri her yerde onu derhal yeryüzüne çıkarıp atarlar.

Mersinbaligi – İnsanlarının uğurlu renkleri kırmızı olduğundan grönanın kırmızıya çalan renkleriyle bu ay içinde özel bir ilişki kurulur. Kar neol benzer biçimde grönanın da yürek ve kanla ilişkisi olduğuna inanılır. Eskiden gröna parçacıklarından oluşan bir muska taşındığı zaman, bunun kalp hastalıklarına iyi geleceği söylenir, üzerine aslan işlenmiş grönanın insani tehlikelerden koruyacağına, iyi ve elit bir yasam sağlayacağına inanılırdı. Bazı halklar da grönadan yapılacak bir kursunun düşmanı yüreğinden vuracağı ve bu taşın cinsel gücü dengede tutacağına inanılırdı.

Mersinbaligi – İnsanlarının ikinci totemi dünyanın en sert madenlerinden olan demirdir. Demir vesilesiyle insanlık teknoloji çağının eşiğine gelmeyi başarmıştır. Keltler demir çağının gelmesiyle perilerin ve büyülü varlıkların insanlara sırt çevirdiğini söylerler. Demir başka madenlerle kolayca bileşim sağlar ve kıymetli taslara kırmızı bir ton verir.

Mersinbaligi – İnsanlarına tıpkı madenleri benzer biçimde çok çeşitli ve değişik görünümlerde rastlanabilir, ama hepsinin kolayca fark edilebilecek ortak özellikleri vardır.

Mersinbaligi -İnsanları çoğu zaman iyi yürekli, duyarlı kişiler olarak dikkat çekerler. Eğer içlerinde bulunan dostça duygulara kulak verirlerse dengeli ve mutlu kişiler olurlar. Kalplerinin sesini duyabildikleri sürece, sezgili ve keskin görüşlü kişilerdir. Bu yetenekleriyle kendilerini ve arkadaşlarını gelebilecek tehlikelerden önceden koruyabilirler. Grönanın da böyle bir özellik taşıdığı söylenir. Bu kişiler güçlü sezgileri ile öyle sözler söylerler ki, söyledikleri şeyler arkadaşlarının ve düşmanlarının ta yüreğine isler.

Mersinbaligi – İnsanları iyi birer dost oldukları benzer biçimde sakınılması ihtiyaç duyulan birer düşmandırlar. Yanlışlıkları fark ettikleri zaman tüm güçleriyle harekete geçer ve gerçekten yıkıcı şeyler yapabilirler. İç dengeleri yerinde değilse kendilerine karsı da dikkatli olmalıdırlar. Bu güç beklenmedik öyle anlarda ortaya çıkabilir ki sonucunda kendilerinin de zarar göreceği neticelar doğurabilir.

Mersinbaligi -İnsanlarının soylu, büyük bir düşünüş ve davranış biçimleri vardır. Bu özelliklerinden dolayı topluluk içersinde öteki insanlardan kolayca ayırt edilebilirler. Bu insanlar çekicilikleri ve karizmalarıyla çevrelerinde cinsel etkiye neden olurlar, cinsel enerjilerinin güçlü olduğu söylenir. Maden totemleri grönadan bu enerjilerini dengede tutmayı öğrenmelidirler.

Bu ayda doğan insanoğlu, totemleri gibi çok yönlü ve faydalı kişilerdir. Problemlerın üstüne giden bir karakterleri vardır. En korkulu yollara bile yönelmekten hiç çekinmezler. Altından kalkılamayacak bir is, kimsenin üstüne almak istemeyeceği zorlukta bir is var ise bu tarz şeylerin üstesinden gelmek için öne atılacak fert mutlaka Mersinbaligi – İnsanlarıdır.

Çok cesurdurlar ve bu özelliklerini her fırsatta kanıtlamaya hazırdırlar. Bu çok yönlü kişilikleriyle is yaşamında, kültür ve düşün yaşamcığının çeşitli kollarında oldukça basarili olabilirler. Tek yapmaları gereken isi inanarak yapmalarıdır, o vakit üstesinden gelemeyecekleri hiçbir is yoktur.

Bu insanların demir toteminden gelen doğuştan bir sertlikleri vardır, bu sertlik hayatta kazanmıştırkları tecrübelerle daha da kuvvetlenir. Bu madenle olan ilişkileri kalp ve kanla olan ilişkilerini kuvvetlendirir. Bu burcun insanoğluının bitkiler alemindeki totemleri, çilekgillerin bir üyesi olan ahudududur. Aslında çilek türü bir yemiş değildir, 20 kadar içi özsu dolu tomurcuğun birleşmesiyle doğar. Mayıs ayında beyaz çiçekler açar, haziran veya temmuzda meyve verir.

Ahududu yapraklarının vücutta iyileştirici arındırıcı bir etkisi vardır. Eskiden safrakesesi, böbrek taşlarını düşürmek için kullanılırmış. Ahududu kökünde tanen özü bulunmuş olduğu için antibiyotik tesiri vardır. Ahududu dallarından hazırlanan bir çay soğuk idraknlığına, gribe, nefes darlığına da iyi gelir ve kan sekerini ayarlayıp düzene sokar.

Mersinbaligi -İnsanlarının topluluk içinde fark edilebilme ve sevilen kişi olma özellikleri bitki totemlerinin etkisiyle daha da güçlenir. Bu insanlardaki neşe ve pozitif yönde enerjiden dolayı diğer insanoğlu onlarla yakınlaşmak isterler fakat bu burcun insanoğluı her vakit göründükleri gibi değildirler.

Mersinbaligi -İnsanlarının dışarı gösterdikleri ile iç dünyalarında yasadıkları apayrıdır. Bu buradaki bazı insanlar ilk karsılaşmada saldırgan ve hırçın gözükebilirler oysa bu onların yumuşak ve kırılgan duygu alemlerini korumak için kullandıkları bir kalkandır. Bazıları ise oldukça sıcakkanlı ve uysal gaslıkürler oysa onlara yaklaştıkça diken tarlasına girmiş şeklinde olursunuz. Bu özellikleri tipik karakterlerini ortaya koyar: içlerinde kopan duygu fırtınalarını dinardaki insanlardan saklayabilme kabiliyeti. Çoğu süre iç dünyalarına ulaşmaya çalışan insanları engellemek için dikenlerini acımasızca çıkartmaktan geri kalmazlar. Bu burcun insanları çok duygusal kişilerdir. Başkalarının duyguları üzerinde güçlü bir tesir yarattıkları benzer biçimde, kendileri de başkalarının duygularından kolayca etkilenebilirler. Çok kırılgandırlar fakat dışarı karsı oluşturdukları kalkanı öyle iyi tasarlamışlardır ki her şeye karşın dışardan en küçük bir çatlak görünemez. Ayni kırılganlıkları benzer biçimde acılarını da çok büyük ustalıkla saklarlar. Fakat kendilerine verilen acıları asla unutmazlar ve içten içe intikam planları kurarlar.

Mersinbaligi -İnsanları çevrelerine huzurlu bir hava yayarlar ve bu sayede öteki insanoğluın kendilerini toparlamalarına yardımcı olurlar. Arkadaşça ve biraz alaycı tutumlarıyla, öteki insanoğluın kati düşüncelerini kırarak duygu dünyalarında yumuşak bir tesir bırakırlar.

Bu burcun insanoğluı Shawnodese’nin ikinci ayı olan “Böğürtlenlerin Olgunlaşma devri”nde dünyaya geldikleri için fazlaca sıcakkanlı insanlardır. İçlerinde bulunan güven duygusu bu özelliklerini güçlendirir. Fırtına Kartalı kabilesinden oldukları için çevrelerine sıcak ve güçlü bir etki yayarlar, enerjileri coşkundur, ayni anda birçok isle uğraşabilirler. Fakat bu kabileyle olan bağları bununla beraber kendilerini gereksiz yere tüketmemeleri, sağlıklarını ve enerjilerini tehlikeye atmamaları konusunda bir ihtardır.

Mersinbaligi-İnsanlarının uğurlu rengi ve ayni zamanda ahududu ve gröna taşının rengi olan kırmızıdır. Bu renk büyük bir fizyolojik enerjinin, yasamla dolup taşmanın ve doğal güçlerin simgesidir. Kalbin ve kanın kırmızı rengi, bu burcun insanlarının bunlarla olan ilişkisinin bir göstergesidir. Bu burcun insanları eğer renklerini, varlıklarının gelişmemiş yönlerinde göstermeye kalkarlarsa, bu kırmızı, hesapsızlığın, gururun, açgözlülüğün, hırsın ve kendini burun kıvırmamışliğin simgesi olur. Bu renk bu burcun insanlarına hem güç hem de bir uyarıdır. Ne yazık ki durallık doğal yapılarında yoktur ve bu geliştirmeleri ve öğrenmeleri gereken bir şeydir.

“Böğürtlenlerin Olgunlaşma devri”nde dünyaya gelenlerin hayvan totemi, balıklar dünyasının kralı sayılan mersinbaligidir. Mersinbaligi dinozorların yeryüzünden kaybolmaya başladığı çağlardan beri yasayan çok eski bir balıktır. Bulunduğu yere ve türe bakılırsa çok değişik büyüklüklerde olabilir. En büyükleri 4 metre uzunluğunda ve 150 kilo ağırlığındadır. Mersinbalığının hortum benzeri uzun bir ağzı vardır ve ağzının iki yanında 4 duyargası vardır. Kuyruklarındaki çatalın üst kısmı büyük, alttaki küçüktür. İskeleti nerdeyse tamamen kıkırdaktan kaynaklanır.

Mersinbaligi, eskiden büyük göllerin yakınında yaşayan Kızılderililer tarafından “Balıkların kralı” olarak adlandırılırdı. Hiawatha’ya bir ölüm – kalım savaşı verdiren de bir mersinbalığıydı. Longfellow “Hiawatha Destanı”nda bu balığın başarılarını, cesaretini kuşaktan kuşağa anlatılacak şekilde ölümsüzleştirmiştir. Kızılderililer mersinbalığına büyük saygı beslerlerdi. Ojibwa soyunda, bir Mersinbaligi kabilesi vardır ve öncü kabilelerden sayılır. Ojibwalar için mersinbalığı ruhsal derinliğin ve gücün simgesiydi.

Ne yazık ki Avrupalılar her şeyde olduğu şeklinde bu balığa da Kızılderililer kadar saygı göstermediler. Önceleri sik sik ağlarına takıldığı için bu baliği bir baş belası olarak görüyorlardı, daha sonraları etinin ve yumurtası olan havyarın lezzetini anladıktan sonra nerede ise soylarını tükettiler. Günümüzde mersinbalığına eskisi kadar sik rastlanmıyor.

Hayvan totemleri gibi Mersinbaligi – İnsanları da bulundukları her suda egemenlik kurmak isterler. Naturel güçleriyle güçlük çekmeden bunu başarırlar. Sanki lider olarak dünyaya gelmiş kişilerdir ve enerjileri düzenli aktığı sürece, haksever, merhametli birer yönetici olabilirler. Yasamla uyum sağlamış oldukları sürece, içlerinde tükenmez bir güç kaynağı ve ruhsal derinlik yatar. Ancak başka insanlar üzerinde egemenlik kurmaktan zevk alan kötü bir yönlerinin olduğunu unutmamak gerekir, çok havali ve her insana yukardan bakan bir tavırla davranmaktan hiç çekinmezler.

Mersinbaligi gibi bu insanlar da çok sağlam bir korunma zırhı taşırlar. Yönetici durumda oldukları vakit, bu zırha gereksinimleri vardır, sadece insanoğlu arasındaki ilişkilerinde bu zırhı atmasını bilmelidirler. Bunu öğrenmezlerse, çok kendini beğenmiş kişiler olurlar ve varlıklarını geliştirecek insani duygulardan yoksun kalırlar. Bu zırhı kendileri çıkartmaları gerekir, çünkü zırhları başkalarının duygusal darbelerle bile parçalayamayacakları kadar sağlamdır.

Bu burcun insanlarının cinsel enerjilerini doğru ve mantıklı bir şekilde kullanacak olgunluğa erişmeleri için senelerın geçmesi gerekmektedir. Bu noktaya ulaşmadan önce, yasam güçlerini cinselliklerini yanlış bir şekilde kullandıkları olur. Bu da, çözülmesi gereken önemli bir sorundur, çünkü Mersinbaligi – İnsanları yasam güçleriyle cinsel güçlerini birbirine karıştırmaya, bu iki enerjiyi de kötü şekilde kullanmaya eğilimlidir. Bu tür bir davranış, sonucunda önceden görünmeyen bir yıkıntı ve çözülme periyodunu getirir.

Mersinbalığı -İnsanları sevgi dolu yürekleri ve sevecenlikleriyle iyi birer ana – babadırlar, sadece çocuklarını denetleyip sınırlayarak, onlara gelişebilmeleri için yeterli özgürlüğü tanımamak eğilimindedirler. Onun için mersinbalığı çocuklarının öğrenmesi gereken şeyi bu burcun yetişkinlerinin de öğrenmesi gerekir.

Konu ile Alakalı Arama Sorguları:

  • beseriyyet hangi burcda