Öteki Dünyayı Görmediğimiz İçin Ne Var Ne Yok Bilemeyiz Ama Size Sıradışı Bir Medyumdan Bahsedeceğiz Carlos Mirabelli 
Medyumluk özel bir yetenektir, hiç kimse sonradan belli bir eğitimle medyum olamaz. Üstelik kendilerine medyum adını takan insanların derhal hemen % 99’u sahtekardır. Bu geniş araştırmada gerçek medyumları okurken, bildiklerinizle karıştırmamanız icap ettiğini de öğreneceksiniz. Aynı anda anda bilimin karşısında yer edinen, dünyanın en ünlü medyumlarının yaptıklarını okuyacaksınız.

Kuşkucuların en sevdikleri uğraş medyumların foyalarını ortaya çıkarmaktır, aslına bakarsak medyumların sahtekarlıkları, hileleri ve şarlatanlıkları öylesine çoktur ki, kimi zaman inananlar dahi işin içinden çıkamazlar. Bazı medyumlar ise zihin avcısıdırlar, telkin yöntemleriyle inançlıları avlarlar ve kullanırlar. Gerçekte bu tür medyumların kabiliyetleri yoktur, tüm amaçları belli hileleri kullanarak ticari amaçlara ulaşmaktır. Gerçek medyumların öylesine abartılı ticari fakatçlara yöneldikleri pek görülmez, daha çok istenen yada sorulanın aksine verdikleri ezoterik, felsefi ve bazen de akademik bilgilerle dikkat çekerler fakat bunları değerlendirmek, sınıflandırmak ve saçmalıklardan arındırmak ayrı bir uzmanlık işidir. Ruhçuluk araştırmacılarının genel amacı, medyumların belirsiz ve saptırılmış veya çarpıtılmış iddialarını kurnaz bir satın alan tavrıyla ayıklayabilmek ve az da olsa kimi zaman oluşabilecek kitlesel hipnoz olgusunu yakalayabilmektir. Buna rağmen literatür incelendiğinde görülür ki, benzer testler yapılarak doğal vakaların, çoğu zaman doğadışı tanımlandıkları görülmüş, akıllı medyumların geçmişte ve günümüzde kalıcı etkisinde bırakır ve izler bıraktıkları ve bu şekilde de yansız gözlemcileri dahi atlattıkları görülmüştür.

Bilinen Gerçeklerden kaçılamıyor
saygı duyulan bir gazeteci olan John G. Fuller, araştırdığı vakaların can alıcı noktasının her zaman dışarda kaldığına dikkat çekerken;

“Deneylerde çok ikna edici görünen nokta, yaşamın ebediliğinin rasyonel bir sonuç olduğu ve olası ilişkinin varlığıydı. Bu koşullanma tarafsızlığı bozuyor ve gözlemci inançla, inançsızlık içinde sıkışıp kalıyordu. Bir öteki problem ise söylenenlerin sıkıcı ve bıktırıcı yığınlar halinde hızla birikmesiydi; bir matematik veya kimya çalışmasında gereken özenin ve titizliğin vakit gözetmeksizin ortaya konması elzemdi…”

Fuller, İngiltere Kilisesi adına özel araştırmalar yaparken, senelerce İngiltere’nin en tanınmış medyumları ile beraber oldu. Neticeta Kilise’nin baskılarına rağmen, açıkladığı sonuç şaşırtıcıydı; Fuller 1939’da tamamladıği raporunun nihayetinde şöyle diyordu;

“Ruhsal ilişkiler hipotezi tam olarak gözlenip, araştırıldığında bazı olayların doğmamış ruhlardan kaynaklandığı veya en azından birisinin bu şekilde olduğu söylenebilir.”

Kilise açısından çok tehlikeli olan bu rapor, 1979 senesinde serbest bırakılıncaya kadar, “Çok Özel ve gizli saklı” damgasını yiyerek Lambeth Sarayı’nda 40 yıl saklandı. Batı dünyasında gerçek medyumların toplumdan kaçındıkları, tanınmak istemedikleri, para almadıkları ve aktivitelerini çevrelerinde yaşayan birkaç kişiyle paylaştıkları görülmektedir. Spiritüalizm literatürü bu tür insanoğluın kendi kendilerine bastırdıkları kitaplarla doludur, anlatılanlar çevreleri tarafından onaylanmış ve süregelmiştir. Ticari amacı olmayan bu kişisel yayınların aslında bir misyon kimliği altında ortaya konulduğu görülür veya bir ruhsal celse ortamının kuşkulu ortamının yerine, bilinmeyen birinin yazdığı kitabın sayfaları getirilmektedir. Biroldukça ünlü ve inatçı bilici ise, kişisel çalışmalarını yıllarca saklamakta ve belgelerin ilk elde kalması yolunu seçmektedirler. Burada medyumun psikolojik yapısı rol oynar, ya yazdıklarını yayınlamanın dünya çapında çok fazla örutubet taşımadığının bilinçindedir, yahut oluşturduğu gizemden hoşlanmaktadır; buradaki inancında samimi olabilir ve bu şekilde seçbilimselşliğini vurgular. Doğal aynı anda, yakın çevresindekiler de seçilmişlik giysisine ister istemez bürünürler.

Beyaz Saray’ın medyumu başkan Lincoln’dü
Ruhsal ilişkilerini bireysel yayınlarla ortaya koyanlar içinde çok ünlü isimler dikkat çeker. 1943’de II. Büyük Savaş’da İngiliz Hava Kuvvetleri’ni yöneten Mareşal Lord Dowding ile İngiliz bilim adamı Sir Oliver Lodge’un yazdıkları kitaplar bu türdendir. Amerikan İç Savaşı esnasında Başkan Abraham Lincoln, Beyaz Saray’da ruhsal celseler düzenlerken, gene II. Büyük Savaş esnasında Sir Winston Churchill’in en yakın arkadaşlarından birisi ünlü bir medyumdu. Kraliçe Victoria, yıllar süresince John Brown adlı bir trans medyumu aracılığı ile ölmüş kocasıyla ilişki kurmaya çalıştı; amacı çocuklarıyla kocasının mesajşimini sağlamaktı. Günümüz İngiltere Sarayı’nın Ana Kraliçe’si yıllardan bire kahin Lillian Bailey aracılığı ile son Kral VI. George ile ilişki kurma çabasındadır. En ilginci ise, gazeteci Arthur Findlay’a gore Vatican’da da uzun senelerden beri ruhsal seansların yapıldığıdır. Ölü insanoğluın ve ölü hayvanların görünmeleri, levitasyon olayları, yoktan varolan cisimler yanı aporlar ve iletilen özel bilgiler tamamiyle düzmece değildirler, aralarında onaylanmış ve sahteliği asla kanıtlanmamış biroldukça vaka bulunmaktadır ve bunlar fizik medyumluğun tartışılmaz kanıtları olarak kabul edilirler. Ve bu yetenek başka alanlarda da etkin ve yetkin olmaktadır. ABD’de bulunan Pink Panther Society ile İngiltere’deki Gwen Byrne Örgütü yitik çocukları araştıran iki önemli uluslararası kurumtur. Kuşkucu bir kadın olan Gwen’in ve ekibinin önünde yitik olan ve ölü ilan edilen 9 yaşındaki bir çocuğun görüntüsü meydana getirilen 100 seansın sonucunda ortaya çıkmış ve kahin tarafından nasıl kaçırılıp, öldürüldüğü anlatılmıştı ve vakasın araştırmasında herşeyin yüzdeyüz doğru olduğu anlaşıldı. Fakat bu büyüleyici olay yeterli olmaz çünkü medyumlarla, araştırmacılar arasındaki işbirliği çoğu vakit yanıltıcı psiko-riskler taşımakta ve aşırı duyarlılıklara niçin olmaktadır. Bu ise istenilen birşey değildir; Öte taraftan konuşulduğunda en önemli şey medyumluk kariyerinin ve yetisinin düzeyini koruyabilmektir. Burada ego ve arzular medyumun kabiliyetini azaltabilir ve geleneksel olarak düzeyini yitiren medyumun gelişmemiş veya az gelişmiş ilkel ruhlar düzeyine düşmüş olduğune ve sadece onlarla ilişki kurduğuna inanılır. İşte yanıltıcılık riski burada başlar. Gerçekte yetenekleri tartışılamayan ve yapmış olduklarına izahat getirilemeyen bununla birlikte da her tür gözlemci ve kuşkucu tarafından defalarca kontrol edilen medyumların sayısı bilindiği kadarıyla çok azdır ve sadece birkaçı örnek olabilir.

Öteki Dünyayı Sizin Dünyanıza Getiren adam; Mirabelli
Kuşkusuz ki, Brezilyalı fantastik kahin Carlos Mirabelli (1889-1950) örneklerin önderlik yapar. Carlos Mirabelli tüm zamanların en iyi medyumu kabul edilmektedir. 2 Ocak 1889’da Brezilya, Sao Paulo, Botucatu’da doğdu. Ruhsal kabiliyetleri çok küçük yaşlarda ortaya çıktı ve gittikçe gelişerek “Mirabelli olağanüstü nimetleri” adını aldı. 1930’larda, cisimleri hareket ettiriyor, gündüz saatlerinde veya uyurken ruhsal görüntüler oluşturuyordu. Sanroki yıllarda ruhsal celseler düzenleyerek, öteki dünya ile ilişkiler kurdu. Aralarında devrin önemli bilim adamları olan, Miguel Karl, Eurico de G&oacutees, Carlos de Castro ve Thadeu Medeiros’un bulunmuş olduğu bir grup uzman Mirabelli’yi uzun süre deneylere tabi tuttular ve sonunda bir şarlatanlık olmadığına karar verdiler. Dünyanın her yerinden gelen bilimcilerin tanıklığı ile gözle görülür medyumik vakalar gerçekleştirmişti; Mirabelli’nin kabiliyeti ne bugüne dek tekrarlanabildi, ne de ona yakın yetenekte bir diğer medyuma raslandı. 1927 yılında Brezilya’da yayınlanan “O Medium Mirabelli” adlı 74 sayfalık kitapçıkta, Mirabelli’nin aydınlıknda yüzlerce tanığın önünde kabiliyetlerini sergilediği ve Brezilya’nın sosyal ve bilimsel çevrelerinde olay haline geldiği yazmaktadır. Tanıkların içinde, Brezilya Devlet Başkanı, Devlet Sekreteri, iki tıp profesörü, 72 tabip, 12 mühendis, 36 avukat, 89 resmi görevli, 25 subay, 52 banker, 128 iş adamı, 22 diş hekimi ve çeşitli inançlara mensup din görevlileri bulunuyordu. (Kaynak: Zeitschrift fuer Parapsychologie, 1927baskısı) Böylesine önemli bir başka örnek yoktur; Mirabelli aralarında Devlet Başkanı’nın da bulunduğu çok önemli insanoğluın karşısında sınanmış ve yirmiden fazla bilim adamı tarafınca test edilerek yeteneği araştırılmıştı. 1927 senesinde bir takım deneyden sonrasında kurulmasına karar verilen Ruhsal Araştırmalar Akademisi “Academia de Estudos Psychicos” geliştirdiği metodu Avrupalı medyumların da sınanması amacıyla yayınladı. Akademi’nin araştırmacıları üçe bölünmüştü; bir grup trans medyumu şu demek oluyor ki mevzuşan kahin ile 189 oturum yaparken, diğer bir grup otomatik yazıcı medyumlarla 85 pozitif, 8 negatif oturum gerçekleştirmiş oldu. Üçüncü grup ise fizyolojik fenomenleri araştırıyordu, 63 pozitif, 47 olumsuz oturum yapıldı. Olumlu 40 oturum gün ışığında, 23’ü düzgüsel elektrik ışığında bilici bağlanarak yapılmış, daha önce ve daha sonra oda tamamiyle aranmıştı (Kaynak yazar Brian Inglis). Mirabelli temel eğitim görmüş, normal bir bilinçe sahip ve doğduğu yörenin şivesiyle konuşan bir insandı ama transa girdikten sonra 26 dil mevzuşuyordu; bu dillerin içinde Almanca, Fransızca, Felemenkçe, dört İtalyan diyaleği, Çekçe, Arapça, Japonca, İspanyolca, Rusça, Türkçe, İbranice, Arnavutça, çeşitli Afrika diyalektleri, Latince, Çince, modern Yunanca, Polonyaca, Suriye-Mısırca ve Antik Yunanca vardı. Ek olarak Mirabelli transtayken, tıp, hukuk, sosyoloji, politik iktisat, siyaset, teoloji, psikoloji, tarih, doğal bilimler, astronomi, felsefe, mantık, müzik, ruhçuluk, okültizm ve edebiyat konularında saygın ve ciddi mevzuşmalar yapıyordu (Kaynak: Greber 1970). Bir öteki vaka fakültedeki deneylerde yaşandı, Mirabelli 28 ayrı dilde yazıyordu; oturuyor, yazmaya başlıyor ve usta bir yazarın yazma hızını iki defa aşan bir hızla yazıyordu. İşte örnekler;

• 15 dakikada Polkça 5 sayfalık “Polonya’nın yeniden Doğuşu”nu,
• 20 dakikada Çekçe 9 sayfalık “Çekoslovakya’nın bağlarımsızlığı”nı,
• 12 dakikada İbranice 4 sayfalık “Slander”i,
• 40 dakikada Persçe 25 sayfalık “Büyük İmparatorlukların Dengesizliği”ni,
• 15 dakikada Latince 4 sayfalık “Ünlü Çeviriler”i,
• 12 dakikada Japonca 5 sayfalık “Rus-Japon Savaşı”nı,
• 22 dakikada Surca 15 sayfalık “tanrı ve Peygamberleri”ni,
• 15 dakikada Çince 8 sayfalık “Buda için Apoloji”yi,
• 15 dakikada Sur-Mısırca 3 sayfalık “Hukuğun Kökenleri”ni,
• 32 dakikada hiyeroglifle 3 sayfalık ama ne olduğu hala degizyazı edilemeyen bir text yazdı.

Elle tutulan hayaletin nabzı atıyordu
Mirabelli inanılmazdı, Sao Vicente’de bir grup tanığın önünde yapılan bir seansta oturmuş olduğu koltuktan iki metre yükseldi ve o durumda iki dakika havada durdu. Anlatılan bir öteki olay daha da şaşırtıcıdır, Luz Tren istasyonunda dostlarının ve diğer yolcuların gözlerinin önünde birden kayboldu, 15 dakika sonrasında 90 km uzaktaki Sao Vicente’den istasyonu telefonla aradı. İki dakika sonra herkesin gözü önünde tekrar ortaya çıktı. Ama şimdi okuyacağınız olay daha da çarpıcıdır; Üniversite laboratuarlarında meydana getirilen bir seans sabah saat 9:00’da başlamıştı, deney odasında bulunan gözlemcilerin içinde bulunan on kişi bilim doktoru ünvanına sahipti. Mirabelli transa girer girmez tam önünde minik bir kız çocuğu belirdi. Odada bulunan Dr. Ganymede de Souza şok geçiriyordu, kız birkaç ay önce ölen kendi kızıydı ve üzerinde gömülürken giydirilen kıyafet vardı. Gözlemcilerden Albay Octavio Viana, kıza dokundu ve nabzını hissettiğini söyledi ve ufak kız sorulan sorulara normal sesiyle, düzgüsel cevaplar veriyordu. Fotoğraflar çekildi ve araştırma raporuna eklendi. Sonra ufak kız solarak yada erir benzer biçimde yavaş yavaş kayboldu; vaka gün ışığında 36 dakika devam etmiştü. Deney devam etti; bu kez gözlem odasında ortaya çıkan görüntü bir ay önce bir deniz kazasında ölen Rahip Jose de Camargo Barros’du, Rahip odadakilerle mevzuştu, tamamiyle maddeseldi, kalbi atıyordu, doktorlar dişlerine, karnına ve parmaklarına dokundular, sonrasında o da kayboldu. Bilim adamlarının dili tutulmuştu, yaşadıkları olayın anlamını aramayı bırakmışlar, hayretle kendileri şeklinde bir insana benzeyen Mirabelli’nin farkının ne olduğunu merak ediyorlardı. Deneyler devam ettirildi. Santos kentinde yapılan deneyler, öğleden sonra saat 03:15’de başlatıldı. Salonda 60 tanık vardı, tanıklar daha sonra olanların yazıldığı raporu hep beraber imzaladılar. Gene bir görüntü oluşmuştu; bu kere yeni ölen saygı duyulan tabip Bezerra de Meneses karşılarındaydı, ölü doktorun görüntüsü uzun uzun mevzuşarak, tanıkların kendisiyle mevzuştuklarından emin olmalarını istedi. Sesi çok geniş olan salonun her yerine megafonla iletildi ve fotoğraflar çekildi. 15 dakika süreyle iki doktor o bedeni muayene ettiler ve sonuçta anatomik olarak karşılarında normal bir insanoğlunun bulunmuş olduğunu deklare ettilar. Bu arada ölü tabip bazı seyircilerle el sıkıştı ve sonra kaybolmaya başladı. Önce ayakları sonrasında sırayla bacakları, karnı, kolları ve nihayetinde başı yok oldu. Tüm deney sırasında Mirabelli oturduğu koltuğa sıkı sıkı bağlıydı, kapılar ve pencereler özel bir mühür basılarak özenle kapatılmıştı. Çekilen fotoğraflarda ölü doktorla beraber Mirabelli’de açıkça görülüyordu. Bir öteki seansta Mirabelli tanıklarının gözlerinin önünde birden kayboldu ve yandaki odada ortaya çıktı, oysa bağlıydı ve ipler hala çözülmüş olarak üzerindeydi ve de kapılarda, pencerelerde bulunan mühürler bozulmamıştı. Mirabelli, medyumlar evrenin en olağanüstü örneği olarak her zaman anımsanacaktır ve sırrını bununla beraber hep ilişkide olduğu öte yana götürdü.

Konu ile Alakalı Arama Sorguları:

  • carlos mirabelli kehanetleri
  • carlos mirabelli
  • Medyum carlos şarlatan
  • Yenıensesthıkaye